Çocuk Adalet Sistemi Cezalandırma Değil, Koruma Temelinde Güçlendirilmelidir

Medya ve Çocuk Hakları Derneği olarak, kamuoyuna yansıyan 12. Yargı Paketi taslağında “Hakkında adli süreç işletilen çocuklara” yönelik ceza ve infaz düzenlemelerinin ağırlaştırılmasına ilişkin başlıkları kaygıyla takip ediyoruz.

Çocukların adli süreçlerle karşı karşıya kalması, bireysel davranışların ötesinde sosyal, ekonomik ve kurumsal nedenlerle birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir meseledir. Bu nedenle çocuk adalet sisteminin önceliği daha ağır cezalar değil; çocukları suça iten koşulların ortadan kaldırılması ve koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi olmalıdır.

Çocuk hakları yaklaşımı, çocuğu yalnızca “fail” olarak değil; korunma ihtiyacı, gelişimsel özellikleri ve içinde bulunduğu sosyal koşullarla birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Çocuklar bakımından adalet; cezalandırma, caydırıcılık ve hapis sürelerinin artırılmasıyla sınırlı görülemez. Adalet, aynı zamanda çocuğun desteklenmesi, sorumluluk almasının sağlanması ve yeniden topluma kazandırılmasıdır.

Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması, ancak son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle başvurulabilecek bir tedbirdir. Bu nedenle ceza artırımları ve infaz rejimini ağırlaştıran düzenlemeler, çocuk adalet sistemini koruyucu ve onarıcı yaklaşımdan uzaklaştırma riski taşımaktadır.

Çocukların karıştığı ağır suçlar toplumda haklı bir kaygı yaratmaktadır. Ancak bu kaygıya verilecek yanıt, çocuk hakları standartlarından uzaklaşmak olmamalıdır. Mağdurların hakları korunurken, Hakkında adli süreç işletilen çocukların da çocuk olduğu unutulmamalıdır.

Medya bakımından da çocukları hedef alan, şiddeti özendiren, mahremiyeti ihlal eden ve çocukları damgalayan yayıncılığa karşı etkili önlemler alınmalıdır. Ancak bu önlemler çocuk haklarını koruma amacıyla sınırlı, ölçülü, açık ve denetlenebilir olmalıdır.

Medya ve Çocuk Hakları Derneği olarak çağrımız şudur:

Çocuk adalet sistemi, çocukları daha ağır cezalarla karşı karşıya bırakan bir yaklaşımla değil; önleme, koruma, rehabilitasyon, onarıcı adalet ve topluma yeniden kazandırma ilkeleriyle güçlendirilmelidir. Yargı paketi hazırlıkları, çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin, baroların, uzmanların ve meslek örgütlerinin katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmelidir.

Çocukları korumak, cezaları ağırlaştırmakla değil; çocukları adli süreçlere taşıyan koşulları ortadan kaldıran güçlü ve hak temelli bir çocuk koruma sistemi kurmakla mümkündür.